• Hûn bi xêr hatin - - Malpera Gundê Tawliya - - Sayfamıza Hoşgeldiniz - - Tavlıören Köyü Sitesi






  •    

     


    Devletin silahıyla katliam
    İbrahim Sincar

    Mardin Bilge Köyü Katliamı’nın gözaltına alınan sekiz zanlısı da köy korucusu çıktı. Koruculardan dördü katliama bizzat katılmış. Gözaltındaki saldırganlar katliamda 31 ferdini yitiren ve erkeklerin tamamının korucu olduğu Çelebi ailesinden. Mal kavgası yüzünden bölünen Çelebi ailesinin köyü terkeden kısmı barışmak için eski muhtarın kızı Sevgi’yi istedi. Kızını önce veren muhtar, vazgeçip başka biriyle nişan yapınca katliam gerçekleşti. Bilge (Kertê) köyündeki katliamda iki oğlu, iki kızı, üç gelini ve bir torunu olmak üzere ailesinden sekiz yakınını birden kaybeden Sultan ninenin ağıtları yürekleri burktu. Köye giden İçişleri Bakanı Beşir Atalay, faillerin yakalandığını doğruladı. Bixi ve Kalaşnikofların kullanıldığı, altı çocuk ve üçü hamile 17 kadının da öldüğü katliamın ardından köyden ağıt sesleri yükseliyor. 800 metrelik bir alanda dozerle mezarlar kazıldı.

    Yedi adet çeşmesiyle ünlü bir mesire alanı olan Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge köyü, bu kez 44 kişinin ölümüyle sonuçlanan katliamla gündemde. Önceki gece eski muhtar Cemil Çelebi’nin kızı Sevgi Çelebi ile Diyarbakır’da oturan kuzeni Habip Arı için Bilge köyünde iki ayrı evde yapılan nişanı basan maskeli saldırganlar, Türkiye’de eşine rastlanmayan bir katliama imza attı. Namaz sırasında tetiğe basan saldırganlar, altısı çocuk, 17’si kadın toplam 44 kişiyi katletti. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, olayı gerçekleştirdiği belirtilen sekiz kişinin gözaltına alındığını açıkladı.
    Mardin il merkezine 25 km mesafede bulunan Bilge’ye önceki akşam saat 21.00’de gelen yüzleri maskeli dört saldırgan, Sevgi Çelebi ve Habip Arı için yapılan nişan törenini bastı. Tamamı korucu olan köy sakinleri yatsı namazı için imam Kazım Ozan’ın telkiniyle iki ayrı odada bulunduğu sırada katliam gerçekleşti. Yaklaşık 15 dakika süren saldırı, köydeki korucu erkeklerin karakolda nöbette oldukları sırada yaşandı.
    Toz fırtınası ve karanlıktan faydalanan saldırganlar, köydeki araçların tekerlerini de silahla taradıktan sonra kayıplara karıştı.

    Üç kadın hamileydi

    Silah sesleri üzerine çevre köylerden Bilge’ye gelenler korkunç manzarayla karşılaştı. 44 kişinin öldüğü olayda yaralanan iki kişi Diyarbakır, bir kişi de Mardin’deki hastanelere kaldırıldı. Ölen kadınlardan üçünün hamile olduğu, birinin doğumuna üç gün kaldığı öğrenildi. Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaldırılanlardan Hediye Çelebi’nin (16) durumunun ağır olduğu, üç yaşındaki Medine Çelebi’nin ise omzuna kurşun isabet ettiği açıklandı.
    Saldırının en dramatik yönlerinden biri de düğünde bulunan sekiz kişilik bir aile fertlerinin tamamının ölmesi oldu. Saldırıda Saliha ve Yıldız Aktimur çiftiyle altı çocukları hayatını kaybetti. Çocukların yaşları üç ile 12 arasında değişiyor.

    Takviye otopsi ekibi

    Bilge köyünde meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 44 kişinin cenazesiyle ilgili otopsi çalışmalarına katılmak üzere Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığı’ndan üç doktor ve iki teknisyen görevlendirildi. Görevli adli tıp uzmanlarının, Mardin Devlet Hastanesi morgundaki çalışmalara yetişmek için askeri helikopterle bölgeye gönderildi. Büyük bir infiale yol açan katliam haberi üzerine Diyarbakır, Mardin, Mazıdağı ile çevre köylerde oturan çok sayıda kişi dün sabah Bilge köyüne geldi. Jandarma ekipleri, köye gelenlerin kimlik kontrolünün ardından köye girmesine izin verirken, köy çevresinde de dedektörle mayın taraması yaptı. Mardin Belediye Başkanı Mehmet Beşir Ayanoğlu, saldırıdan yara almadan kurtulan iki gençle görüştüğünü belirterek, “Ancak şoktalar, konuşamıyorlar” dedi. Bu arada dört yıldır köyde öğretmenlik yapan Sadık Akbulut’un davete gitmeyerek ölümden kurtulduğu öğrenildi.

    Tanıklardan dehşet anları

    Yaşanan dehşet anlarının tanıkları olayın üstünden saatler geçmesine rağmen şoktaydı. Görgü tanıklarının anlatımlarına göre, katliamın ardından evi terk eden saldırgan grup, daha sonra tekrar dönüp yaşayan var mı yok mu kontrolü yapıp tekrar vatandaşların üzerine
    ateş açmış.
    Korkunç olayda annesini, babasını ve bir yaşındaki kız kardeşini kaybeden olayın görgü tanığı Mehmet Çelebi, “Bir kişiyi damın üzerinde gördüm o da damın üzerinde sağa sola ateş açıyordu. Saklanmasaydım beni de öldürecekti” dedi.
    Olayda annesi, ablası ve yeğenini kaybeden dokuz yaşındaki Yusuf Çelebi de, saldırı anında yandaki bir evde olduklarını belirterek, “Kurşunları gördük kaçıştık, düğünde damat ve gelin öldü” dedi. Yakınlarını kaybeden köylülerden Osman Çelebi (46), “Bunlar öz ablamın çocukları. Onların amacı bizi tamamen silmek ve olayı terör örgütüne mal etmekti. Ama Allah bırakmadı. Yeğenim olay yerinden kaçmayı başardı. Ayrıca başka yaralılar da var her şey açığa çıktı” diye konuştu. Dayısının kızı, eniştesi ve onların çocuklarını kaybettiğini belirten Nazmi Temiz ise, aile içinde huzursuzluk olduğunu fakat konunun bu derece büyük boyutlara varacağını düşünmediklerini ifade etti. Yaralı olarak kurtulan Murat Çelebi’nin sınıf arkadaşı Aziz Kalkan da, arkadaşının ölenlerin arkasına sığınarak kurtulduğunu ifade etti.

    Husumet 10 yıl önce başlamış

    Bilge köyünde 10 yıl önce aynı soyadı taşıyan iki aile arasında yaşanan gerginlik, bir süre sonra kan davasına dönüştü. Olayın ardından Çelebi ailesinin bir kısmı köyü terkederken diğer kısmı köyde kalarak gidenlerin mallarına ve mülklerine el koydu. Aradan geçen yıllar sonrası iki aile aralarındaki kan davasını bitirmek ve köye yeniden dönebilmek için eski muhtar Cemil Çelebi’nin kızı Sevgi’yi istediler. Önce Bilge köyünde yaşayan Sevgi’yi veren aile daha sonra sözü bozarak kızlarını Diyarbakır’da yaşayan Habip Arı’ya verdi. Bunun üzerine ailecek aşağılandıklarını düşünen ailenin bu katliamı gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Bir diğer iddia ise olayın köyde bulunan alabalık tesisi işletmesi üzerine olduğu yönünde.

    Birlikte öldüler, yanyana gömüldüler

    Katliam kurbanı 44 köylü için Bilge’ye 800 metre mesafede bir iş makinesi tarafından mezarlar kazılırken, Mardin Özel İdaresi’ne ait iş makineleri de köy yolunun düzeltilmesi için çalışma yaptı. Saldırıda yaşamını yitirenler, Mardin Devlet Hastanesi’nde otopsisi yapıldıktan sonra Bilge köyüne getirilerek toprağa verildi. Kadınların ölenler için yaktığı ağıt ve feryat sesleri, gazetecilerin bulunduğu, köye 500 metre uzaklıktaki alana kadar ulaştı.

    Ölenlerin isimleri:

    Abdullah Çelebi, Şükriye Çelebi, Emine Çelebi, Hüseyin Çelebi, Zekiye Çelebi, Abdulvahap Çelebi, Cemil Çelebi, Hacı Abdulkadir Çelebi, Hacı Mehmet Çelebi, Kenan Çelebi, Sevgi Çelebi, Halime Çelebi, Hacı Kazım Bozan, M. Şükrü Çelebi, Cemil Çelebi, Kerim Çelebi, Şükran Çelebi, Salih Çelebi, Mehmet Çelebi, Murat Çelebi, Savaş Çelebi, Halil Çelebi, Salih Çelebi, Arife Çelebi, Yıldız Çelebi, Ali Çelebi, Muhittin Çelebi, Mehmet Akyol, Seniha Çelebi, Şeyhmus Çelebi, Fesih Çelebi, Seyri Çelebi, Berivan Çelebi, Sevim Çelebi, Yasemin Çelebi, Mithat Arı, Habib Arı, Kafiye Arı, Rahşen Arı, Abide Akyol, Orhan Akyol, Kevser Akyol, Haci Halim, Kazım Ozan.

    Tetiği çekenler yakalandı

    Saldırıdan sonra Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’le birlikte hastanelerde tedavi gören hastaları ziyaret eden İçişleri Bakanı Beşir Atalay, olayla ilgisi bulunduğu gerekçesiyle sekiz kişinin silahlarıyla birlikte jandarma tarafından yakalandığını açıkladı. Faillerin öldürülenlerle aynı soyadını taşıdığını ifade eden Atalay, “Olay aile arasındaki ihtilaf ve husumetlerden kaynaklanıyor” dedi. Aynı köyde yaşadıkları ve korucu oldukları öğrenilen Çelebi soyadlı sekiz kişinin sorgusu Mazıdağı İlçe Jandarma Komutanlığı’nda yapılırken, bunlardan dördünün bizzat tetiği çektiği belirtildi. Bu kişilerin Bilge’ye yakın bir köyde yakalandığı ortaya çıktı.

    Siirt’te 250 yeni korucu

    Mardin’de korucuların katliam yaptığı gün, Siirt’te 250 geçici köy korucusu yemin ederek göreve başladı. Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yurdaer Olcay, gönderdiği mesajda bölge halkının ve korucuların terörle mücadelede önemli katkıları olduğunu savunarak, “Hainler kendileri için en büyük tehlike olarak gördükleri sizleri ve ailelerini tehdit ettiler, sindirmeyi ve korkutmayı denediler, yılmadınız. Kin ve nefret sokmaya çalıştılar, inanmadınız. Yalan dolan iftira kampanyaları başlattılar, kulak asmadınız, itibar etmediniz. Atalarınızın emanetine sahip çıkarak devletinize güvendiniz” dedi.

    Adeta suç makinası

    Mardin’in Mazıdağı İlçesi’ne bağlı Bilge köyünde korucuların yaptığı katliam, koruculuk sistemiyle ilgili tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
    PKK’ya karşı 1985’de başlatılan koruculuk uygulamasıyla birlikte 7’den 77’ye her yaştan insana silah verilmeye başlandı. Üretim alanlarından koparılan köylüler, ya silah tutup PKK’ya karşı savaşacaktı, ya da köylerini terk etmeye zorlandılar. Korucu olmayı tercih edenler, zamanla bölge halkıyla karşı karşıya geldiler. İçişleri Bakanlığı’nın 2006 yılı verilerine göre, 1985-2006 arasındaki 21 yılda yaklaşık 5 bin korucu suç işledi. Binlerce korucu, uyuşturucu, tecavüz, çete, adam öldürme, köy basma gibi birçok suça karıştı.

    Her olayda onlar var

    DTP Milletvekili Aysel Tuğluk’un soru önergesine 20 Mart 2009 tarihinde yanıt veren İçişleri Bakanı Atalay, birçok soruyu yanıtsız bırakırken, sadece 975 korucu hakkında işlem yaptıklarını ve görevlerine son verdiklerini açıkladı. Atalay korucu sayısını da 71 bin 907 olarak açıkladı. İddialara göre korucuların son iki yılda karıştığı bazı olaylar şöyle:

    -
     19 Eylül 2007 tarihinde Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesi’de bir minibüs içinde bulunan 12 kişi, korucular tarafından öldürüldü.

    -
     Diyarbakır’ın Silvan İlçesi’nde korucu aileleri arasında çıkan silahlı kavgada, bir çocuk yaşamını yitirdi.

    -
     Iğdır’ın Karakoyun İlçesi’ne bağlı Aşağı Alican köyünde korucu Deniz Tutka babası, ağabeyi ve yengesini öldürdükten sonra intihar etti. Deniz Tutka’nın babası İsa, ağabeyi Burhan ve yengesi Zeynep Tutka yaşamını yitirdi.

    "Korucular hukuk dışına çıktı"

    Deniz Yükseker (Koç Üniversitesi):

    Köy korucuları silahlı oldukları ve bölgedeki güvenlik güçleriyle ilişkili oldukları için imtiyazlı bir konum kazandılar. Hukuk dışı eylemlere giriştiler. Bu durum OHAL kalktıktan sonra da devam etti. Devlet ise bu insanların işlediği suçların üzerine gitmedi. Koruculuk sisteminin bölgedeki bir diğer etkisi ise korucu olanlarla olmayan arasında bir husumet yaratmasıdır. Bunun yanı sıra zorunlu göç yaşanan bölgelerde boşaltılan köylerdeki arazilere geçici köy korucularının el koyması sorunlar yarattı. Zorunlu göç mağdurları geri dönmek istediklerinde topraklarının geçici köy korucuları tarafından işlendiğini gördü. Ve bunlar silahlı oldukları için köylüleri yıldırdılar.

    "Birçok ailenin balansı bozuldu"

    Mazhar Bağlı (Dicle Üniversitesi):

    Bu güne kadar kan davalarında böyle bir olayla karşılaşmadık. Çünkü kan davalarında ve namus cinayetlerinde böyle her gördüğünü öldürme diye bir şey yok. Bu karmaşık bir konu, tek nedenle bunu açıklamak yanlış olur. Bu konunun diğer yönleri üzerinde durmak gerekiyor. Koruculuk mesela. Koruculuk bir güç meselesi oldu. Bölgesel anlamda koruculuk birçok ailenin balansını bozdu. Aileler koruculukla birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışıyorlar. Bu da güç dengelerinin bozulmasına neden oluyor. Ayrıca, aileler kendi aralarında bir güç devleti oluşturma çalışmaları da var. Devletin bu tür olaylara el atması lazım. Töre ve namusla ilgili bir proje yürüttük sadece Diyanet bilgi istedi.

    "Kan hepimizin yüzüne sıçradı"

    Rüstem Erkan (Dicle Üniversitesi):

    Bugüne kadar ki, töre geleneğinde, düğün ya da cenazede bir saldırı yapılmazdı. Bu ilk kez karşımıza çıkan bir olay. Töre, kan davası gibi olaylarda daha çok yetişkin kişilere yönelik bir saldırı düzenleniyordu. Oysa burada çocuk-kadın ayırt etmeden yeni bir olguyla karşı karşıyayız. Açıkçası bu Irak... Net bilgi verilmiyor ama, büyük ihtimalle zanlılar da korucu. Vahim olan da bu. Burada hepimizin sorumluluğu var. Bu kan hepimizin eline bulaşmamış olsa da yüzümüze bir şekilde sıçramıştır. Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine kadar bu ülkeyi yönetenlerin hepsinin sorumluluğu var. Üniversitemize 100 km ileride böyle bir katliamla karşı karşıya kalabiliyoruz...

    "Eline silah verirsen..."

    Emine Ayna (DTP Eş Başkanı):

    Tecavüz, faili meçhul cinayet, adam kaçırma ve uyuşturucu ticareti başta olmak üzere her türlü karanlık faaliyet koruculuk sisteminin ürettiği suçlar haline gelmiştir. Devlet suç işleyen korucuları, PKK’ye karşı savaştığı gerekçesiyle kollamış, arkalarını sıvazlamıştır. Arkasında bu gücü hisseden korucular dünkü katliamı gerçekleştirmiştir. O insanları katleden silahlar devlete mi ait açıklanmalıdır.

    DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan:

    Yaşanan katliamı töre diye nitelendirmek doğru değil. Bu sistemin katliamıdır. Köylünün eline kalaşinkov, biksi silah verirseniz sonuç bu olur. O köyde kan davası var önce. Husumetli taraflardan birine silah verdiğinizde, bunun birbirlerine karşı kullanılamayacağı garantisi yok.

    Psikologlar katliamı yorumluyor:

    "Kontrolsüz öfke ve intikam"

    Ayten Zara Page (Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü):

    İnsanların bir sevinci paylaşmak, eğlenmek ve evlenen çift ve ailelerine mutluluk dilemek için biraraya geldikleri bir düğünü basıp gelişigüzel insanları öldürmesi bana saldırganın(ların) çok öfkeli olduğunu, bu öfkeyi kontrol edemediğini ve bu öfkenin intikam almak ve insanları cesede dönüştürmek için planlar yaptığını ifade ediyor. Kısacası saldırgan psikoza girip, insanları öldürmek ve zarar vermek hedefiyle psikotik bir öfkeyle kalabalığa saldırmıştır, ve çok aci ki bunu da başarmıştır.

    Kemal Sayar (Psikiyatrist):

    Bu olay Türkiye’nin giderek vandallaştığının göstergesidir. Böyle neşeli bir günde çoluk çocuk demeden bir katliam yapmak, insanların hiçbir kural tanımaması demek, hiçbir ahlaki veya dini bağla bağlı olmamaları demek. Bu da çok can acıtıcı bir durum. Çünkü bugün bunu yapan yarın çok daha büyük kötülükler de yapabilir. Bence, Türkiye’de çok ciddi bir değer erozyonu yaşanıyor. İnsanları ayakta tutan, insanların ahlaki duygularını canlı tutan değerler aşınıyor.  Bu da şiddet uygulamayı da başkasını kesip biçmeyi de meşrulaştırıyor kişinin gözünde.

    "Ödüllendiriliyorlar"

    Tuçe Ataş (Psikolog):

    Bu olayın düşmanca duygular içerisinde yapıldığı çok net. Kadın ve çocukların öldürülmesi de ciddi şekilde kin ve intikam duygularının olduğunu düşündürüyor. Kan davası ya da başka bir şey, bu cinayeti işleyen insanların çok ciddi öfke duyguları içinde oldukları aşikar ve bu katliamın soğukkanlı bir şekilde işlendiğini düşünüyorum. Bu cinayeti işleyenler, ortak bir amaç doğrultusunda hareket etmişlerdir. Bu kişiler muhtemelen ait oldukları toplulukta ödüllendiriliyorlar ve görevi tamamlamış addediliyorlar.

    Ankara korucuları es geçti, ‘ilkellik’ dedi

    Mardin’de gerçekleşen katliama politikacıların tepkisi de büyük oldu. Başbakan Erdoğan olayın ardından adeta seferberlik çağrısı yaparken, Cumhurbaşkanı Gül ise “ilkellik” tanımlaması yaptı. “Eğitimsizlik” ve “cehalet” vurgusu yapan siyasiler, koruculuk sistemini ise görmezden geldi.

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül:
    Böyle bir ilkellik, vicdanlarda derin yaralar  açan bu vahşet, hiçbir şekilde izah edilemez.

    Başbakan Erdoğan:
    Bu olay vesilesiyle bir kez daha bölgedeki üniversitelerimizi, medya kuru-luşlarını, sivil toplum örgütlerini, eğitim kurumlarını, kanaat önderlerini göreve davet ediyorum. Bu tür olayların uzun ve orta vadede tekrar yaşanmaması için herkes toplumsal sorumluluğunu yerine getirmelidir.

    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal:
    Cahillik deyip geçmeyiz. Ağır bir durumdur, vahim bir manzaradır.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli:
    Katliam ülkeyi büyük üzüntüye boğdu. Olayın bütün yönleriyle aydınlatılması ve katillerin bulunmasını temenni ediyoruz.

    Katliam dünya basınında

    Reuters:
    Düğünü basan kişilerin köy korucusu oldukları belirtildi. Köy korucusu uygulaması 1985’de başladı ve bu adamlar devlet adına öldürme yetkisine sahip.

    AP:
    Maskeli dört kişi otomotik silahlar ve el bombalarıyla bir düğün törenini basarak çoğu çocuk ve kadın 44 kişiyi katletti.

    AFP:
    İçişleri Bakanı Atalay’a dayandırarak verdiği haberde, baskında 6’sı çocuk, 16’sı kadın toplam 44 kişinin öldürüldüğünü belirtti.

    Der Spiegel:
     Türkiye’nin güneydoğusunda maskeli dört kişi el bombaları ve silahlarla bir düğünü bastı.

    Bild:
    Almanya’nın en yüksek tirajlı gazetesi Bild haberi internet sayfasında ‘Düğün töreninde katliam’ başlığıyla verdi.

    Guardian:
    Maskeli saldırganlar Bilge köyünü basarak otomatik ve el bombalarıyla misafirlere saldırdı, 44 kişiyi öldürdü.

    Telegraph:
    Silahlı kişiler, ülkenin güneydoğusundaki Kürt bölgesindeki bir düğün partisini bastı, 45 kişi öldürüldü.

    BBC:
    Türkiye’nin güneydoğusunda maskeli saldırganlar bir düğün partisini bastı. Saldırıda 45 kişi hayatını kaybetti.

    www.taraf.com.tr
    Istanbul - 06.05.2009

       
       
     
     
    tavliören.Com © 2006 | designed by a-gentur