|
KİMLİĞİN KORUNMASINDA DİL VE KÜLTÜRÜN ÖNEMİ
Mem Xelikan
Toplumların, tarihsel süreçte ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özellikler bütünü olan kültür; bir toplumun kimliğini oluşturur. Onu , diğer toplumlardan farklı kılar. Yani; toplumların yaşayış ve düşünüş tarzıdır. O topluma özgü, bilgi, inanç ve davranışlar bütünüdür.işte bundandır ki; halklar dil ve kültürlerini koruyabildikleri oranda, bir kimliğe sahip olmuşlardır.
Yüzyıllar önce, çeşitli ( sürgün, ekonomik, toplumsal vs.) nedenlerle, kendi topraklarından kopan- kopartılan Orta Anadolu Kürtleri, mecburi iskana tabii tutuldukları bölgede yeni bir yaşamla yüz yüze geldiler.Hakim devletin bu yaptırımdan beklentisi; uygulayacağı ve de uyguladığı baskı, asimilasyon politikaları ile onların dil ve kültürlerini yok ederek, ulusal kimliklerini unutturmaktı. Ancak; bu kirli amaçlarına ulaşamadıkları ve ulaşamayacakları, yüzyılların pratiği ile görüldü. Güçlü bir dil ve kültürün sahibi Kürtler, bu politikalara rağmen bölgede, kendi örf ve adetlerini, geleneklerini unutmadan, kendi kültür motifleri ile yaşamlarını idame etmeye çalıştılar. Tüm yasaklara rağmen, dillerini bırakmayıp onunla yaşamaya onunla kendilerini ifade etmeye çalıştılar. Düğünlerinde; folklorik türkülerini, sevdalarını, yas ve taziyelerinde ağıtlarını kendi kültür motiflerine göre Kürtçe dile getirdiler. Duygu, düşünce, his, acı ve kederlerini, kendi ana dilleriyle dillendirdiler. Anayurt topraklarında yaşarken, edindikleri örf ve adetlerini hiçbir zaman unutmadan, yeni yerleşim bölgelerinde Kürt kültür motiflerini aynen yaşayarak korudukları gibi,bir çok kültürel değer yaratarak, Kürt etnik kimliklerini bugüne taşıdılar.
Asimilasyon neticesi, hakim devlet dilin bozulmasında bir parça başarılı da olsa, ( Bazı kelimelerin unutulması ve yerine, Türkçe kelimelerin kullanılması, Türkçe kelimelerin arkasına Kürtçe ekler koyup konuşma gibi.) ;sürgün Kürtleri kimliksizleştirme veya Türkleştirme politikalarında başarılı olamamıştır. Bir Kürt annenin kanserli çoçuğuna yaktığı ağıtta ,
Ewrekî reşî tarî
Ne girmişî ne jî barî
Xelî min tu derde xwe tunewûn
Xelê min kuştin ji neçarî
Örneğinde olduğu gibi, ya da, bölgenin bir sevda tüküsündeki
Hîv helatî yê çi bilinde
Şewqa xwe da bejna rinde
Her çavên min bajna te ket
Ezê dînik bû me li nava gunde
Cümlelerinde görüldüğü gibi, Türkçe kelimelere yer vermeden kendilerini ifade ettikleri çokça eser yaratmışlar.
Kültürün, kapsamı itibarı ile geniş bir konu olduğu bir gerçektir.bu sınırlı olan yazıda böyle bir geniş konunun, detayları ile işlenemeyeceğinin bilincindeyim.Ancak; Orta Anadolu Kürtlerinin yarattığı değerlerden birkaç örnek ( kültür kapsamında) vermek istiyorum. Yukarıda, bölge Kürtleri ulusal etnik kimliklerini, yeni yerleşim bölgelerinde aynen sürdürdüler ve de kendi kültürel değerlerini yarattılar dedim. Bölgede ve yeni yaşam şartlarında, deneyimlerinden bize yani kendilerinden sonraki kuşaklara aktardıkları, Atasözü ve deyimlerden birkaç örnek vermek istiyorum.
Ata sözü;
Berxê çê li ber kozê bellî yê
Relê bûkê vi bûkê re
Malê bi ga bi golik nabe
Dîna nas bike li şîna
Mêrikî li hespê xelkê, tim peya yê
Navî girane mezelî wêrane
Dewî me yî cêribandî ji mastî xelkê xwaştire
Deyim:
Pan pan dengkirin
Ji şîri heta pîri
Berxa makmij
Dînê ku dîndoq dîyî
Bi şêtên (îblîs) re kaw lîstin
Pê kusî çêrandin
Li ser tirba xwe lîstin
Birde bölgenin bir fıkrasını okuyucular sıkılmasın diye Türkçe ( Orijinali Kürtçedir) yazmak istiyorum.
QURBAN OLDUĞUM KURT
Hacı amcamız, Suriye sınırındaki bir karakolda jandarma çavuş olarak askerlik görevini yerine getirir. Teskereyi alınca; yüklü bir para ile köye döner. Aile geçimini çobanlık ile sağlamaktadır..Kardeşi Hüseyin ile beraber, baba evinde yaşamaktadırlar. Köye gelir, o para ile25 koyun alır. Dağa çıkar, o koyunlarla aileyi geçindirmeye çalışır. Bir gün, eşek sırtında eve döner. Yalnız , eşeğin sırtında bir koyun leşi vardır. Kardeşi Hüseyin; Heci o nedir? Der. Heci; Sürüye kurt daldı, bu koyunu yaraladı ,ben de kestim size getirdim cevabını verince; Hüseyin amca: A ha, qurban olduğumun kurdu; ben de hep düşünüyordum, birgün Hacı ağabeyimle evleri ayırıpta ayrılırsak, 12 koyun benim, 12 si Hacı ağabeyimin şu bir koyunu ne yapacağız diye ne kadar düşündüm.,der.
Orta Anadoluda mecburi iskana tabi tutulan Kürtlerin:
Kendi aralarında, bölgedeki toprak bütünlükleri
Elli’ li yıllara kadar kapalı köy ekonomisini yaşamaları( Pazar diline ihtiyaç duymama)
Acı ve tatlı günlerinde ( Ölüm, düğün, sünnet vs.) yan yana durmaları ( aralarında bağlılık)
Evliliklerde ; sadece Kürt etnik kökenli ailelerden kız alıp verme ( Ana dilin korunması)
Elli’ li yıllara kadar, Kürdistana gidiş gelişler ve Kürdistandan gelen Dengbêjler vasıtasıyla kültür alış verişinin devamı
Yêrîvan, Dengê Îranê Pişka Kurda radyolarının yayınları
Orta Anadolu Kürtlerinin, dil ve kültürlerini, kimliklerini korumada önemli etkenler olduğu kanısındayım.
- Yine; 1960- 70 lı yıllarda, dünya ve Türkiyedeki ilerici gençlik hareketleri ve bu dönemde Kürt gençliğinin DDKO çatısı altında bağımsız örgütlenmesi , bölge gençleri ile Kürdistanlı gençleri buluşturması neticesinde, bölge gençlerinin; bölgede ulusal- demokratik haklar konusunda kitleleri bilinçlendirme çalışmaları
- 1970- 80 yıllarındaki Kürt gençlik örgütlenmesinin, bölge de kimlik ve ulusal demokratik haklar konusundaki bilinçlenmede önemli etkileri olmuştur.
- Bu dönemde, bölgede yeni doğan çocuklara Kürtçe isim verilmesi, Kimliğin sahiplenilmesi, dil ve kültür konusunda kendini yenileme, özellikle okumuş kesim arasında kayda değer bir ivme kazandırdı
- Yine 12 eylül ve sonrası mücadele ve baskılar, Bölge Kürtleri nin kendi köklerini ve tarihini araştırmada , ciddi ciddi düşünme ve de bu konularda fikir üretmeğe yöneltti.
On yıl öncesine kadar, ciddi ele alınabilecek vasıfta yazılı herhangi bir belge yada edebiyatları olmayan bölge Kürtleri, bu dönemde Birnebun ve kısa ömürlü de olsa Veger dergileri ile buluştular. Bu dergiler, bölge Kürtlerinin; tarih, bölgeye gelişleri, nereden geldikleri, bölgedeki yaşam tarzları, yarattıkları değerleri ( masalı, hikayesi, ağıtları sevda türküleri, deyim ve ata sözlerini vs.) yani kültürlerini mercek altına alarak, derleyip değerlendirerek yazılı belge haline getirdiler. Özellikle, Birnebun dergisinin yayın hayatına başlamasından sonra; bölgede Kürtçe okuma yazma oranı arttı. Bir çok bölge şair ve yazarını ( Kürtçe yazan) gün yüzüne çıkardığı gibi, bu konu da motive edici bir rol oynadı. Yine; son yıllarda, Türkiye de yumuşamaya başlayan ortamda, bölgede 30- 35 ses sanatçısı tarafından 100 den fazla ses kaseti ile, bölgenin türkü ve ağıtları kitlelere ulaştırıldı. Ve de, Kürdistanlı sanatçıların bölgenin türkü ve ağıtlarını kasetlerine almaları, yine bölgede kaset yapan sanatçıların Kürdistanlı sanatçıların parçalarına yapıtlarında yer vermeleri kültürel iletişim ve kimlik bağlarının korunmasında azımsanmayacak derecede rol oynadı.
Sonuç itibarı ile; bugüne kadar tüm baskılara rağmen Kürt kimlikleri ile, ayakta kalmasını beceren bölge Kürtleri, bölgede kendi yaşam tarz ve yarattıkları kültürel değerleri ile de ayaktalar.
zincirlikuyu.net |