• Hûn bi xêr hatin - - Malpera Gundê Tawliya - - Sayfamıza Hoşgeldiniz - - Tavlıören Köyü Sitesi






  •      

     


    '126 Gönül' keşke Polyanna olabilseydi
    Tarık Işık

    Depremde üç kız kardeşiyle ölen 14 yaşındaki Gönül, başarılı bir öğrenciydi. Kitapları severdi, en son Polyanna'yı okumuştu. Tiyatro kulübündeydi, davranış notlarının hepsi 10'du

    ELAZIĞ - Depremin vurduğu Elazığ’ın Okçular köyünde en çok can kaybı Yıldız ailesinin çöken kerpiç evinde yaşandı. Evin enkazından dört kız kardeşin cansız bedeni ve yarım kalmış umutlar çıktı. Nermin, Tuğba ve Zilan ile birlikte iki katlı kerpiç binanın çökmesi sonucu hayatını kaybeden 14 yaşındaki ilköğretim 8. sınıf öğrencisi Gönül Yıldız’dan geriye kalanların izini sürdüğümüzde tiyatroya meraklı olan, okumayı seven bir çocuğun yürek yakan öyküsü çıktı.

    Aracımız, Okçular Köyü’ne uzanan dar yoldan tırmanmaya çalışırken bizi ilk önce, köye hakim bir tepeye kurulan jandarma karakolu karşıladı. Dev harflerle yazılan “Her şey vatan için” sloganı, ister istemez bir gün önce karanlık, çamur ve soğuk içinde bıraktığımız insanları hatırlattı. “Her şey vatan için”... Ya insan? Bu denklemde insan nerede?

    Zaten bozuk olan yollar, bir de darmadağın olan kerpiç sayesinde daha da beter olmuş. Her yer çamur deryası. Önceki güne göre hava daha da soğumuş.

    Şanslı olan köylüler kat kat giyerek kendilerini soğuktan korumaya çalışıyor. Dağıtılan çadırları kendilerince ‘ev’ haline getirmeye çalışıyorlar. Bir yandan evlat, eş, dost, komşu acısı. Bir yandan devam eden hayat telaşı. Soba olmadığı için köyün neredeyse tamamı geceyi iki büklüm, battaniye altında geçirmek zorunda kaldı. Yakılan küçük ateşlerin etrafında en fazla el-ayak ısıtılabiliyor. Çalı-çırpı yakanlar da var, iki gün önce başını soktuğu evin yıkılan damındaki odunları yakan da...

    Köyde en fazla can kaybının hangi evde yaşandığını soruyoruz. Rıza Yıldız’ın evinde yaşandığını söylüyorlar. Tesadüfen Rıza Bey’in kayınbiraderi Fahrettin Çimen’le karşılaşıyoruz. Rıza Bey’in eşi Mülkiye Hanım ve 23 yaşındaki Gökhan ile birlikte Elazığ’da hastanede olduğu söylüyor. “Başka kurtulan yok mu?” diye soruyoruz. Bakışları anlatıyor her şeyi. 18 yaşındaki Nermin, 14 yaşındaki Gönül, 10 yaşındaki Tuba ve 2.5 yaşındaki Zilan artık hayatta değil. Acılı dayı konuşmakta bile zorlanıyor. Cebinde hala defin kağıtları var yeğenlerinin. En çok Gönül’ü anlatıyor. “Okumayı seven bir çocuktu. Azimliydi. Babası da okutmakta kararlıydı. Bu yıl 8’nci sınıfı bitirecekti” diyor Rıza Bey.

    Nasıl geçindiklerini soruyoruz. “Babasının küçükbaş hayvanları vardı. Ama hepsi telef oldu” diyor. “Fotoğrafı var mı Gönül’ün” diye soruyoruz. “Vardı ama...” cümle yarım kalıyor. Fotoğraflar Gönül ve üç kardeşi gibi toprak altında artık.

    126 Gönül en ön sırada

    Gönül’le ilgili bilgi almak için Okçular İlköğretim Okulu’na gidiyoruz. Okul artık, Kızılay’ın kazanlarının kaynadığı bir aş evi. Kapıdan girer girmez üzerinde ‘8A’ yazan sınıfa gözümüz ilişiyor. Sınıfın önüne dev kazanlar kurulmuş, kuru fasulye pişiyor. Sınıfa giriyoruz. Kızılay’ın yardım ekibi, sıraları kenara çekmiş, portatif yataklar kurmuşlar. Okulda öğretmen kalmadığı için gözümüz, O’ndan kalan bir şeyler arıyor.

    Duvara asılı oturma planını görüyoruz. Okul numarası ‘126’ olan Gönül en önde oturuyormuş. Biraz daha araştırıyoruz sınıfı. Başka bir panoya, ‘Proje ödev listesi’ asılmış. Buradan Gönül’ün fen derslerine ilgili bir öğrenci olduğunu anlıyoruz. Bir başka sınıf listesinde Gönül’ün tiyatro kulubünde olduğu yazılı. Öğretmeni Gönül’ün ‘araç gereç getirme not defterine’ sadece iki gün ‘yarım’ yazmış. Derslerine karşı ilgili bir öğrenci olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

    Öğretmenler odasına ise Gönül’ün davranış notlarını buluyoruz. Derse hazırlıklı gelmesi, ders içi aktiviteleri, arkadaşlarının doğrularını desteklemesi, söz alarak konuşması, sorumluluklarını yerine getirmesi, ödevlerini özveri ile yapması, Türkçe’yi doğru ve düzgün kullanması, grup çalışmalarına katılması 10. Bulduğumuz belgelerden belki de insanı en çok etkileyeni ‘son ders’te sınıfta ne yapıldığını gösteren “ders defteri”...

    Depremin olduğu Pazar gününden önce, 5 Mart Cuma günü iki ders İngilizce görmüşler. Dünyaca ünlü Türk doktor Mehmet Öz ve bilgisayar ile ilgili iki ayrı okuma parçası üzerinde çalışmışlar. Gönül, Türkçe dersinde arkadaşlarıyla birlikte internetten belgesel programı izlemiş, din dersinde ise ‘İslam dünyasında yorum biçimleri’ni öğrenmiş.

    Kitaplıkta ise öğrencilerin hangi kitapları okuduğunu gösteren bir defter var. Gönül, 10 tane kitap okumuş bu yıl, diğer öğrenciler 3’te, 4’te kalırken. Neler okuduğuna bakıyoruz. Hz. Muhammedın hayatı da var, Tolstoy’un, “İnsan ne ile yaşar”ı da, Polyanna da. Sınıftan ayrılırken, Gönül’ün hiç görmediğim yüzünü ve duymadığım sesini düşünüyorum. Pazartesi günü sabaha karşı 14 yaşında, umutları olan, hayalleri olan bir çocuk can verdi. Daha fazla söze gerek var mı?

    www.radikal.com
    10.03.2010


     
         
       
     
     
    tavliören.Com © 2006 | designed by a-gentur