Adem Gürdere Haymana çevresinde çalıştığı dönemlerde (1938-1940) hatırasında kalmış olan bilgileri "Tezek Kokusu" adı altında kitaplaştırmış. Bu kitaptan bazı bölümler Kürd Köyleriyle olan alakasından dolayı Birnebun dergisinde de yayınlanmıştı. Biz de Tavlıören köyünün 1940'larda ki durumuna kısa da olsa ışık tutan bölümlerini siz okuyucularımıza sunmak istedik.
tavliören.com
TEZEK KOKUSU
Adem Gürdere

Tezek kokusu adını verdiğim bu kitap ne bir roman ve nede bir hikayedir. 1938–1940 yılları arasında sağlık işlerinde çalıştığım zaman ait hâtıralarımdan meydana gelmiştir. Ne kimseyi yiğirdim ve ne de kimsenin methini ettim. Bunlardan tamamen çekinilerek yazılmıştır. İçinde yaşadıklarımın ve gördüklerimin naklinden ibarettir.
Bazı köylerden bahsederken kişi isimlerinde değişiklik olmuştur. Köy ve köylü deyince: onun gizliliklerinin içine bir parçacık girdiniz mi? Nice Nice gerçekler var yazılacak. Benim yazdıklarım, Haymana yaylasına ait küçük bir hatıracıktır.
Civarda bulunan Tavlıören Köyüne de temas etmeden geçemeyeceğim... Burası da Aşiret köyüydü, kimse işinden başka şeylerle uğraştığı yoktu. Okuyup yazanı azdı. Eski adetleri içine kapanmışlar, köye bir konuk gelsede onunla konuşsak diye can atıyorlardı. Köyün her evinde olmamakla beraber bir çoğunda at merakı, her konulan atlardı. İddiaları da bunlar üzerindeydi. 
Hayli yaşlı Mehmet Ağa isminde birisinin evinde konuk kaldım. Ömür görmüş insan bir hayli milli mücadele yıllarından hatıralarını anlattı, köylülerde geç vakitlere kadar yanımızda oturdu. Onlar gittikten sonra;
Kaç gün evvel merkezden ayrıldığımı sordu, on gün olduğunu söylediğim zaman itiyat çamaşırım olup olmadığımı sordu, var dediğim zaman sessizce çıkıp gitti. Biraz sonra kaynamış bir kazan su elinde bir de yeşil sabun olduğu halde içeri girdi. Evinden ayrılalı hayli zaman olmuş, çamaşırını değiştir, Allah rahatlık versin diyerek kapıyı çekip çıktı.
O su, okadar hora geçti ki hasretini çektiğim temizlenmeyi, kapının arkasında bulunan su dökünme yerinde iyiden iyiye yıkanmıştım. Köyün bu güzel adetleri gönül ister ki her köyde bulunsun. Üzerimden yıvar-yıvar kir çıkmıştı. Rahat bir uyku uyudum o gece.
Sabahleyin yanıma ilk gelen yine Mehmet Ağa olmuştu. Ne sinek ne bir bit ve ne de bir pire bile yoktu evlerinde. Günlerce çektiğim sıkıntılı günleri unutuvermiştim, fazla gezip dolaşacak yerim olmasaydı iki gün ayrılmazdım oradan. Ama buna imkan yoktu ki...
Çawkanî: Bîrnêbûn, hejmar 5 |